5 MADDEDE PROCRASTINATION (ERTELEME SENDROMU)

Biriken işler, görevler, ödevler ve karşısında son ana kadar acizce direnen ademoğlunun hikayesidir bu. Neden yaparız bunu neden, yani neden yaparlar ki Allah Allah demek istedim. Çözümü ne ki bu şeyin? Bilsem sormam tabi ama yine de dilim döndüğünce anlatmaya çalışayım bu durum, sendrom, hastalık, artık her ne menem şeyse, Procrastination arkadaşı diyelim.

procrastination

Ertelersin de sor bakayım niye ertelersin?

♦ Yetiştirmen gereken bir iş, proje, görev, ödev neyse amaan, daha vakit var, bi şey olmaz, hallederiiim engeline takılıyorsa.

♦ Söz konusu işin vakti daralıyor ve siz hala yetiştiririm olm diyorsanız.

♦ Söz konusu iş kapıya dayanmış, vakit varla yok arası ve siz hala başlamamış bileyseniz ve ısrarla öteliyorsanız, panik içindeyseniz. İçinizdeki hadi sizi terk eder bu noktada, pes eder, küser, bu kadar spoiler yeter.

♦ Artık başlasanız da bitiremezsiniz, yetiştiremezsiniz, hem hala nasıl başlamadan umut kırıntısı barındırıyorsunuz, bu da takdire şayan tabi.

♦ Pes ediyor ve teslim oluyorsunuz, evet siz bir korkaksınız, tebrik ederim, procrastination denilen öteleme hastalığı pençesindesiniz. İyi haber: Hala bir şansınız var. En azından bir sonraki sefer için. 

ERTELEME

Erteleme sendromunun çözümü de kendinde gizli, ERTELEME arkadaş, öteleme. BAŞLA sadece. En yalın çözüm bu.                                                                                         

Misal ben, bir ay olacak neredeyse yazı ekleyemiyorum, yazamıyorum, kafamı toparladığımda kendimi film izlerken buluyorum. Hadi bu filmden sonra başlarım artık eşek değilim ya derken bir bakıyorum ben ikinci filmi yarılamışım. Durumum hiç iç açısı değil anlayacağınız. Ertele erteleyebildiğin kadar, kaç kaçabildiğin kadar. Eninde sonunda o iş bitecek, o yazı yazılacak, o proje, artık her neyse nihayetlenecek arkadaş. Hiç gömme kafanı o telefona, o oyuna, o kişiye. Üşenme. Tembellik de yapma, korkaklık da. Sırası değil. Şimdi değil. Sen sızlanma, korkma, her neyse seni durduran ona bir höst de önce. Otur işinin başına ve bittiğinde oh be de, yüksek sesle de. Heyyt be desen de olur.                                                                                   

Yazdım mı yazdım, kısa mı oldu evet. Olsundu,önümüzdeki maçlara bakmak lazımdı. Başlamak gerekti, sızlanmak değil. Yapmak gerek, kaçmak değil. Ertelediğin, ötelediğin, görmezden geldiğin her şey sonra. Tamam tamam akıl falan verdiğim yok, biliyorsun zaten. Kendine göre plan mı yapacaksın, günlere, saatlere, dakikalara bölüp bir çalışma planı mı oluşturacaksın, artık ben bilmem, kafana göre. Şahsen çok zorlanıyorum bu son dakikacı, ön bellekçi, düzen sıkıntısı olan zihnimle, sürekli erteleyip son dakikaya yetiştiren, bazen yetiştiremeyen kendimle de sızlanmıyorum bak dikkat ettiysen:) En azından sıkıcı değil, bazen sürprizler, şaşırtmalar falan bile yaşatıyor bana sağ olsun. En büyük sıkıntımız bu olsun, işlerimiz hep yetişsin en güzelinden. Sevgiler.

5
Sending
User Review
4.67 (3 votes)

2 Comments

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.