BİR OKURUN TARİHÇE-İ HAYAT-I MANEVİYESİ

Okuyacağınız yazı, okur olduğunu iddia eden şahsımın yaşam öyküsünden kesitler içermektedir. Ne bir iddia ne de bir sav içermemektedir.

80′ ler

Abim benden bir buçuk yaş büyük ve okula gidiyor, ben okumayı yazmayı çözdüm kendi kendime, baka baka kitaplara. O’nun Cin Ali serisini hatmettim de ödevlerine sulanıyorum. Saklıyor benden,pis.

Okula gitmediğimden annemle günlere katılıyorum mecbur. Çocuk sıkılmasın diyorlar genelde sessiz ve tek olduğumdan, annem müdahale ediyor : Koyun önüne eski gazete,dergi ,sıkılmaz o. Derhal bir tomar yığılıyor önüme. Seviyorum günleri bu yüzden.

Az daha büyüyünce halamın evindeki Harlequin serisine dadanıyorum ve o dönem  her evde bulunan cep fotoromanlarına.

Ardından Kemalettin Tuğcu sevdam başladı, salya sümük okuyor, ardından bağımlı gibi yenisini istiyordum, kırtasiyeci annemi azarlamıştı bir gün.Çocuğa okutmayın bunları diye, ben annemin eteğini çekiştirip yeni bir Kemalettin Tuğcu ile dönmüştüm zafer kazanmış kumandan edasıyla. Hey gidi günler. Çok da gerekli değilmiş sanki naif bir ruha bu kadar ıstırap ama olsundu, iyi ki okumuştum.

Evdeki gazeteden alınma Brittanica da okunmuştu cilt cilt. Doymuyordum bilgiye. Büyülenmişcesine saatlerce kayboluyordum kitaplarda. Günde bir kitap devirirdim, sayfasına göre değişse de.

90′ lar

İpek Ongun da okudum ergenken, Leo Buscaglia da,bak bu adamı çok severdim o dönem: 9 numaralı otobüsle cennete, yaşamak sevmek öğrenmek, liste uzar gider, tümünü okudum.

15 gün hastanede yattım, eşlik eden kitap: Ve Palyaçolarla Gözyaşları.

Bir anı Jack London hatırasına: 15 yaşındayım. Martin Eden’ ı yeni bitirmişim. Kafaya koymuşum ben de çamaşırhanede çalışacağım onun gibi. Gazete ilanı üzerine gittim Taksim’ de Ay Otel miydi neydi, çamaşırhanenizde çalışmak istiyorum dedim. Dediler olmaz yapamazsın, resepsiyona alalım seni. Direttim, başka iş istemiyorum, çamaşırhanenizde çalışmak istiyorum. Kabul ettirdim. Günde 2 kez bayılıyordum. Koca koca makinalar ve buhardan nefes alınamaz bir oda. Sık sık ayran içebiliyorduk, sadece çamaşırhane çalışanlarına özgü bir ayrıcalıktı bu. Bol ayranla bir hafta dayandım. Paramı da almadım, haber de vermedim, sadece gitmedim bir haftanın sonunda. Jack London’ a yakınlaşmıştım sanki, saf mıyım neyim.

Mephisto Abidin’ i iyi bilir kitap kurtları. Mephisto yokken Balo sokakta tezgah açardı Abidin. Ne önerirsin der ve önerdiğini  bazen ödünç alıp temizce okuyup geri getirirdim veya ücretiyle alırdım. Lisedeyken çalışıyordum da ve maaşımla epey kitap alıyordum. Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, Kafka, Camus, Sartre ve Oğuz Atay ile beni tanıştıran Abidindir.

2 yıldan fazla tezgah açtım AKM ‘ nin karşısında. Kitap, dergi, müzayade kataloğu, poster, afiş, plak satıyordum 2. el. Kendi kitaplarımı da koydum gün geldi tezgaha, Eskicilerden topladığım ya da insanların fazlalıklarından kurtulmak için poşetle 3 30 paraya sattıkları ya da bazen hediye ettikleri de. Kar, kış, kıyamet dinlemeden bütün gün Taksim Beşiktaş dolmuşlarının bugün de bulunduğu yerdeki duvarın orada dikilirdim, okurdum da hem.

İkinci Yenileri sevdim çok . Şiir deyince Nazım Hikmet, Ahmet Arif, Orhan Veli, Cemal Süreya, Edip Cansever, Turgut Uyar, Özdemir Asaf ve diğerleri. Şiir ezberledim bir dönem, ben de aşık oldum ey okur, şiirler bile yazdım.

Astroloji, Psikoloji, Kişisel Gelişim, Doğu Öğretileri, Mitolojiler, Gizemler, Efsaneler derken Gotik Edebiyat. Edgar Allen Poe ve H.P.Lovecraft. Ardından Tasavvuf Kitaplarına merak sardım. Sonra Delilik üzerine bulabildiğim her şeyi okumaya başladım. Hölderlin ,Erasmus, Foucault.

Sinema kitaplarına merak saldım bir dönem de. Tarihçesinden tut da senaryo teknikleriyle ilgili türlü kitaplar.

Yalnızlık, ölüm ve intihar konuları cezbetti bir süre. Pavese, Sylvia Plath, Nilgün Marmara okudum ve diğerlerini.

Bukowski, Boris Vian gibi delileri de keyifle okudum. Yaşar Kemal’ i de hürmetle. Orhan Pamuk’ un Beyaz Kale ve Sessiz Ev denemelerim oldu ama sıkılarak okuduğumu itiraf etmeliyim, ısınamadım pek. İhsan Oktay Anar daha başarılı bence, severek okudum onu bak hep.

Bilim kurgu sevdim bir dönem. Bir dönem de sanat kitapları.

2000′ ler

Çocukluk hayalim olan kitapçı dükkanımı açtım ve bir yıl dolmadan kapamak zorunda kaldım, gülme sevgili okur, ticaret olunca değişiyor tabi, ticaret ile ilgili kitap okumadım sonuçta, şaka şaka, ondan değil, beceremedim işte, ama hayalimi gerçekleştirdim mi EVET.

C.G.JUNG  KIRMIZI KİTAP: Bu da çok bitirmek istediğim ama eski hızımda kitap okuyamadığımdan, ertelediğim kitaplarımdan. 20 sayfasından sonrası pırıl pırıl, inşallah bu yıl biter 🙂 Hep cep telefonları yüzünden , oradan da bir çok şey okuyunca güzelim selülozlu sayfalar, mis kokulu sararmış yapraklar boynu bükük kalıyor artık.

İşte böyle benim okurluk hikayem. Pek çok kitap okudum, pek çok kitabı okumadım henüz. Adından bahsetmediğim pek çok yazardan özür dilerim, bambaşka bir yazıda bambaşka bir şekilde karşınıza çıkarlar zaten bu sitede. Biliyorum ki artık; bilgi sonsuz bir çukur. Ne kadar öğrenirsen acizliğinin o kadar farkına varıyorsun. Asla istediğim tüm kitapları okuyamayacağım. Tamam tamam. anladım onu ben. Sevgiler.

okur

Bol kitaplı günler dilerim.

 

 

 

Leave a Reply